Gençler Çöküyor, Toplum Susuyor

Bugün sokaklarda, okullarda, evlerin dar odalarında bir gerçek var: Ruhları kararmış, bataklığa saplanmış gibi hisseden gençler. Çırpındıkça daha da içine çekiliyorlar. Seslerini duyan az, ellerinden tutan daha da az. Ama bu tabloyu sadece gençlerin “kişisel zayıflığı” diye okumak büyük bir yanılgı. Asıl sorun, onları bu bataklığa iten sistemin kendisinde. Eğitimden iş hayatına, aileden medyaya kadar her kurum, gençlerin sırtına yük bindiriyor ama nefes alacak alan bırakmıyor. Sonuç: Gençler bataklığa düşüyor, toplum ise seyrediyor. Ama bu bataklık sadece umutsuzluk değil; aynı zamanda tehlikelerle dolu bir alan. Sessizce içine çekilen gençler, çoğu zaman en ağır risklerle karşı karşıya kalıyor: Bu tabloyu sadece “gençlerin hatası” diye okumak kolaycılıktır. Asıl sorun, onları bu bataklığa iten sistemde, ilgisiz ailelerde, duyarsız toplumda ve sorumluluk almayan kurumlarda yatıyor. Bugün yapılması gereken nettir: Gençler bataklığa düşüyor olabilir. Ama unutmayalım: Bataklıkta bile nilüfer açar. Onları suçlamak yerine el uzatmak, geleceğimizi kurtarmaktır.