43,7339$% 0.19
51,9339€% -0.02
59,7357£% 0.19
7.075,01%2,56
11.958,00%2,72
47.685,00%2,72
5.033,68%2,41
14.180,69%0,00
3038984฿%0.68595
Salavat-ı Şerife Peygamber efendimiz (sav)’i tahiyyat, ta’zim, hürmet ve muhabbetle selamlamak için kurulan bilumum cümlelerin adıdır. Ona duyulan sevginin, hasretin ve vefanın ifadesidir. Ümmet olma şerefinin, dindeki tartışılmaz yerinin ve gönüllerdeki ebedi saltanatının ilanıdır.
Sanat ve edebiyatımız bu sevginin tezahürü; yazılı, sözlü, nesir, şiir hatta beste olarak üretilmiş eserlerle doludur.
Salavat; kök manası “ateşe tutmak, kızartmak”1 olan salat kelimesinin çoğuludur. Sözlükte “dua, tazim, rahmet” manalarına karşılık gelir. Dini literatürde ise salât; genel olarak dua, özel olarak namaz için kullanılır. Bir başka ifadeyle; dua için hakiki, namaz için mecazi anlamda kullanılmaktadır.
Kaşgarlı Mahmud’da alkış (övgü) olarak geçen salavat getirmeye Araplar ‘tasliye’ demektedir. Yazılı metinlerde çoğunlukla “salvele” kısaltması kullanılmaktadır.2
Türkçemizde peygamber efendimize ithafen söylendiği için Salavat-ı Şerife veya Kuran-ı Kerimde geçtiği şekliyle Selat-ü Selam olarak telaffuz edilmektedir. ‘Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm’(as), ‘sallallahü aleyhi ve sellem’(sav), ‘Allahümme salli ala Muhammed’ en yaygın olarak kullanılanlardır.

Peygamber efendimize salavat getirmeyle ilgili Kur’an-ı Kerim’de; “Şüphesiz ki Allah ve melekleri peygambere salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve onu tam bir teslimiyetle selâmlayın” buyurulmaktadır. (Ahzâb 33/56)
Allah-ü Teâlâ peygamberinin şanını yüceltmek, ona verdiği değeri göstermek, onun makamına dikkat çekmek için ona salat ile rahmet ve merhamet eder. Melekler de bu durumu tasdik ve takdis etmek için ona dua eder, istiğfarda bulunur. O halde ey Allah’ın kulları; görmeden iman ettiğiniz rabbiniz ve melekleri gibi, sizi bu hakikatlere ulaştıran, içinizden biri olan peygambere, hayattayken ve vefatından sonra, kıyamete kadar, can-u gönülden, tam bir teslimiyetle siz de salat-ü selam edin, dua edin, ziyaret edin, bağlılığınızı taze tutun.
Muhammed Ali es Sabuni bu ayetin tefsirinde Kurtubi’den naklen şöyle der: “Allah’ın salatı, O’nun rahmeti ve rızası demektir. Melekler’ in salatı, dua ve istiğfar manasındadır. Ümmetin salatı ise, dua ve O’nun emrine saygı göstermek demektir.”3
Bazı müfessirler bu ayet için, Peygamber (sav.)’in üzerine rahmet inmesine işaret olması hasebiyle, önceki ve sonraki kavimlerin en üstünü olduğunun mutlak delilidir demişlerdir.
Aynı surenin 43. Ayeti de salatla ilgili: “Allah; zulümattan çıkıp nura, hidayete erişesiniz diye size sürekli salat eder, rahmet ve lütuflarda bulunur. Meleklerde aynı şekilde salat ederek size dua ve istiğfarda bulunurlar. Allah (cc) müminlere karşı çok merhametlidir.”
Müminlerin hata ve kusurlarına bakmadan, güzel işler yaptıklarında imanlarını artırır, kalplerine huzur verir, rızıklarını bereketlendirir. Günah ve isyanlarına gazaplanmakta acele etmez, tevbe etmeleri için mühlet verir, gönüllerine nedamet düşürür. Güzel ahlakı sevdirir, fuhşiyattan uzak durmalarını sağlar.
Allah bu vasatı koruyan müminlerini ‘salavatları’ ve ‘rahmetiyle’ müjdeler: “İşte Rablerinin salavatı, mağfiret ve rahmeti, o (teslimiyette buluna)nların üzerinedir; işte doğru yolu bulanlar da ancak onlardır.” (Bakara 2/157)

Ayette salavatla birlikte emredilen selamı hepimiz bildiğimiz için üzerinde durmadık. Aynı durum Allah hepsinden razı olmuş, saadetli sahabe efendilerimizde de mevcuttu.
Ka’b b. Ucre (ra)’den şöyle rivayet edilmiştir: Dedik ki, ya Rasulallah! Sana selam vermeyi biliyoruz, sana salat nasıl olur? Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ey Allahım! İbrahim’e salat ettiğin gibi, Muhammed’e ve aline de salat et” deyin.”4 Kısaca namazlarda okuduğumuz salli ve barik dualarını tembihliyor efendimiz.
Ancak Allah resulüne müştak, manevi olarak murabıt bazı sahabeler, Allah dostu veliler, mezheb imamları ve büyük mutasavvıfların birbirinden güzel, özgün salavatlar vardır. Hz Ebu Bekir, Hz Ali(rah), Abdullah ibni Mes’ud, İmam-ı Şafi, Abdulkadir Geylani, Muhammed Bahaeddin Nakşibend, Ahmed er Rufai, Muhyiddin ibni Arabi, İbrahim bin Edhem, Halid-i Bağdadi vd. Allah hepsini efendimize komşu eylesin.
Bu konuda da sair sünnetlerin ihyasında olduğu gibi tasavvuf önderlerinin öne çıktığını görüyoruz. Bütün tarikatların zikir meclisleri ve günlük virdinde salavat-ı şerifeler mevcuttur. Ehl-i Sünnet Tasavvuf geleneğinde en çok müracaat edilen, başucu kitabı mesabesindeki Delâilu’l-hayrât, Şâzeliyye meşayıhından Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî’ye (ö. 870/1465) aittir.5
Aynı şekilde Bektaşi geleneğinde de Ehl-i Beyt ve salavat önemli yer tutmaktadır. Bektaşi kaynaklarının neredeyse tamamı besmele, hamdele, salvele ile başlamaktadır. Hacı Bektaş-ı Veli’nin Makâlat’ı bunun en güzel örneğidir. Keza, “Rasulullah’ın gül cemaline salavat” getirmek olan Gülbanklar da aynı şekildedir.
Kâinatın efendisi salavat getirmenin faziletine dair şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet günü insanların bana en yakını bana en çok salavat okuyanıdır.”6
Rahmet elçisi efendimiz okunan salavatların kendisine arz edileceğini müjdelerken, ismi anılınca salavat getirmeyenleri de ciddi olarak ikaz etmektedir.7
Salavatın pratik sonuçlarıyla ilgili olarak, tanımaktan ve ilminden istifade etmekten bahtiyarlık duyduğum merhum ve mağfur hocamız Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan’ın, olayın kahramanından aktardığı şu veciz hikâyeyi sizlerle paylaşmak isterim.
Almanya’da işçi bir kardeşimiz müdüründen izin ister. İşlerin yoğunluğunu öne süren müdür izin vermek istemez. Ancak kardeşimiz hacca gitmek istediğini söyleyince müdür ikna olur. Vedalaşmak için uğradığında; ‘Muhammed’e selam söyle’ der, müdür. Garipser, başıyla onaylar ve ayrılır.
Medine de efendimizin huzurunda olayı hatırlar, ufak bir tereddüt geçirse de, emanet bilinciyle selamı arz eder. Döndüğünde müdürün Müslüman olduğunu öğrenir ve çok mutlu olur.
Dille getirilen salavatları tasdik etmek için edebiyle edeplenmek, sünnetiyle sünnetlenmek, onu gündelik hayatımızın her merhalesinde rol model olarak göz önünde tutmak gerektiği kanaatindeyim.
Essalâtü vesselâmu aleyke ya Resûlallah,
Essalâtü vesselâmu aleyke ya Habiballah,
Esselâtü vesselâmu aleyke ya seyyid-el evveline ve-l ahirin.
1- Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 397-399
2- Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, slv. md.
3- Safvetü’ t-Tef asır Tefsirlerin Ozü 5.cilt sh 97
4- Buhari, Tefsir, 33/10.
5- Makale/ Muhyettin İĞDE/ Dr. Öğr. Üyesi-Gaziantep Üniversitesi/Bektaşi Düşüncesinde Salavat-ı Şerifeler ve Bir Mukayese Örneği
6- Tirmizî, “Vitir”, 21
7- Tirmizî, Daavât 100
Düğünlerin vazgeçilmeziydi: Çeyrek altının fiyatını gören şaşıp kalıyor
1
ZAMANA USULCA SELAM
2
Merdiven Altı Zehir Yuvası!
3
Herkesin evinde bulunan tehlike! Vücudunun yüzde 30’u yandı
4
İzmit’teki Tüpraş rafinerisinde patlama
5
Ayağı takılıp düşen astsubay feci şekilde can verdi
6
Balıkçılar, denizde dalgıç kıyafetli erkek cesedi buldu
7
Alevler Korkuttu
8
Kocaeli’de plastik atık deposunda çıkan yangın söndürüldü
9
Kocaeli’de Halk Ekmek büfelerinde Ramazan pidesi 20 liradan satılacak
10
ABD’den yeni İran hamlesi! Yaptırım kararı alındı