ZAMANA USULCA SELAM

"Dün geçti, yarın var mı? Gençliğine güvenme. Ölen hep ihtiyar mı?" Bir yılı daha geride bıraktık. Acısıyla, tatlısıyla… Ömrümüze ömür katanlar oldu, ömrümüzden sessizce çalanlar. Gidenler, kalanlar; belki de hatıralarda bile yerine varamayanlar… Ömür sermayemizden bir nefes daha eksildi. Belki de biraz daha farkına vardık faniliğin. Yaş ilerledikçe, eskilerin “yaşa da gör” dediği o eşiğe bir adım daha yaklaştık. Sanki zaman, “yaş al da gör” deyişine usulca selam verdi. Yarınlara çıkmaya garantimiz yokken, yarınlara küstük bazen. Erteledik, sustuk, görmezden geldik. Sonra bir baktık; küs olduğumuz yarın, bugüne dönüşmüş. Peki bize kalan ne? Tecrübeler… Uykusuz gecelerden süzülmüş, kayıplarla ağırlaşmış, sevinçle hafiflemiş ama asla bedelsiz olmayan tecrübeler. İnsan en çok, “keşke” dediği yerde büyüyor. Ve anlıyor ki hayat, uzun yaşamakla değil; uyandığında hâlâ söyleyecek bir sözü, sevecek bir yüreği kalmasıyla ölçülüyor. Belki yarın yok. Ama bugün hâlâ bizim. Ve bazı “bugün”ler, bir ömre bedel. "Ayşe Nur İsmail."