Ana Sayfa / YAZARLAR
YAZARLAR

"Bu gençlik nereye gidiyor?" diye başlayan o kalıplaşmış cümleler... Gençleri eleştirmekten kendilerine bir türlü çeki düzen veremeyen yetişkinler... Bazen iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmamız gerekiyor. Zira...

“Bu gençlik nereye gidiyor?” diye başlayan o kalıplaşmış cümleler… Gençleri eleştirmekten kendilerine bir türlü çeki düzen veremeyen yetişkinler… Bazen iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmamız gerekiyor. Zira geleceği inşa etmenin ilk yolu, önce kendimize çeki düzen verip neslimize doğru örnek olmaktan geçiyor.

Ahlak ve maneviyatın ne yazık ki yalnızca sözlük kavramlarına dönüştüğü bir dönemden geçiyoruz. Her geçen gün evlatlarımızı gözlerimizin önünde kaybetmenin sancısını yaşıyoruz. Aynı çatının altında birbirine yabancılaşmış aileler, sevgisini göstermekte zorlanan anne-babalar ve tam da bu ilgisizlik yüzünden dışarıdaki sahte sevgilere kanan çocuklar…

İnsanlığın fıtratını kuşatan bu tehlikelerin yanında; “Biz sizi (erkekli dişili) eşler hâlinde yarattık” (Nebe, 8) ayetiyle sabit olan ilahi hakikate ve fıtrata adeta savaş açan bir küresel kuşatma ile karşı karşıyayız.

Taklidi İmandan Tahkiki İmana Geçiş

Bugün gençlerin deizm, ateizm ve materyalizm gibi akımların ağına düşmesinin ardında yalnızca dış etkenleri aramak kolaycılıktır. Aile içi eğitimdeki boşluklar, eğitim sistemindeki yetersizlikler ve rehberlik edenlerin yaklaşım hataları da bu tabloda büyük pay sahibidir.

“Soru sorma, Allah yakar!” diyen baskıcı ve ezberci anlayış; sorgulayan, anlamak isteyen zihinleri dinden uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Gençlerimizi kulaktan dolma taklidi imandan, akla ve bilince dayanan tahkiki imana geçirmek hem ailenin hem de eğitim sisteminin en acil görevidir. Değerler eğitimi, ders müfredatlarının veya süslü cümlelerin arasında kalmamalı; bizzat hayatın içinde yaşanarak gösterilmelidir.

Peygamber Efendimizin Eğitim Metodu

Bu ihya ve inşa hareketinde en büyük rehberimiz, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) gençlerle kurduğu iletişim metodu olmalıdır. O (s.a.v.), gençleri hiçbir zaman ötekileştirmemiş; aksine onlara duyduğu güvenle büyük sorumluluklar yüklemiştir:

  • Mus’ab bin Umeyr’i gencecik yaşında Medine’ye muallim (öğretmen) olarak görevlendirmiştir.

  • Usame bin Zeyd’i genç yaşına rağmen koskoca bir orduya kumandan tayin etmiştir.

Peygamberimizin bu güven, saygı ve sevgi odaklı yaklaşımı, gençlerin içindeki potansiyeli zirveye taşımıştır. Bugün bizler de aileler ve öğretmenler olarak gençlerimize değer vermeli; samimiyet, doğru söz ve güzel ahlakımızla onlara rol model olmalıyız. Fıtrata aykırı akımlara karşı durabilen, inançlı ve ahlaklı bir nesil ancak bu adımlarla yetişebilir.

En Kutsal İbadetimiz: Neslimiz

Velhasılkelam; nesli ihya etmek, geleceği inşa etmektir.

Maddi dünyada kaybedilen her şeyin telafisi mümkündür; ancak kaybedilen bir neslin yeniden kazanılması neredeyse imkânsızdır. Nesillerimizi fıtrata yabancılaşan her türlü sapkın akımdan korumak ve onların ruhunu maneviyatla beslemek; tıpkı iftar vaktini bekleyen bir oruç gibi sabırla, sadakatle ve hassasiyetle üzerinde titrememiz gereken en kutsal sorumluluğumuzdur.

Ana Sayfa

0 Yorum

Haber hakkındaki görüşünüzü paylaşabilirsiniz.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmaz. Gerekli alanlar işaretlenmiştir.